11. Seans
“O kadar içimizi acıtan laflar duyduk ki konuşmak yerine artık susmayı tercih ediyoruz. Ama yine üzülen biz oluyoruz. Ben sizin anlattığınız gibi iletişimde kullandığım dili değiştirmeye başladım. Sanki yavaş yavaş farklarını görüyorum. Arkadaşlarıma da tavsiye ederim.”
- A. Bu hafta kendinizde değiştirmek istediğiniz güçsüz gördüğünüz özellikleri yazmanızı istemiştim. Peki o zaman bunlar nelerdir?
- B. Kendinizi güçsüz gördüğünüz yanlarınızı anlattınız. Hepimiz dönem dönem kendini güçsüz hissettiği, başa çıkmadığı durumlar yaşamaktayız. Kimimiz bu durumları kolay atlatırken kimimiz de bazen hiçbir şey eskisi gibi olmayacak gibi düşünüyoruz. Bu sebeple birbirinizin de en güçsüz olduğu, değiştirmek istediği özellikleri dinlediniz. Bu konuda öneride bulunmak isteyen, aynı durumu yaşayıp ya da hissedip nasıl baş ettiğini anlatmak isteyen var mı?
- C. Haftaya son seansımızın olacağı hatırlatılmıştır. Proje hakkında düşünceleri, dünden bugüne neler öğrendikleri, yaşadıkları duyguları ve kendilerinde gördükleri değişimi yazmaları istenmiştir.
12. Seans
Ne söylersen söyle, senin söylediğin karşındakinin anladığı kadardır.” (Mevlana)
- A. Bu sizlerle son seansımız olacak. On iki haftadır birlikte aynı gün ve saatte emek vererek burada görüşmelerimizi yaptık. Sizlerin proje hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isterim. Seanslar süresince yaşadıklarınız, öğrendiklerinizi ve kendinizde görmüş olduğunuz farklar nelerdir?
-
- Katılımcılardan olumlu geri bildirimler alınmıştır. Özellikle kendilerine yönelik yapılan bu çalışmanın kendilerini tanıma, istek ve arzularının farkına varma, hatalarını fark etme ve nasıl düzelteceğini keşfetme konusunda bilgi sahibi olduklarından belirtmişlerdir.
- B. Seansın başından sonuna kadar size “Bir tek kişiyi değiştirme hakkımız var o da kendimiz ve bunun da başlangıcı düşünce ve davranış sistemimizi değiştirmek” olduğunu hatırlattım. Şimdi bunun neden olduğunu size bir uygulamayla da göstermek isterim.
-
- Biliyorsunuz pandemi döneminde çok dışarıya çıkamadık. Bu sebeple birlikte bir manzara resmi çizmek istiyorum. Öncelikle havaların soğuduğu bu dönemde içimizi ısıtan bir güneş çizelim. Bu bir dağ manzarası olsun. Bu sebeple dağ çizelim. Dağ manzarasına bakan bir ev çizelim. Yanına da bir ağaç… Ve son olarak bu manzarada yaşayan bir aile çizelim.
- C. Daha sonrasında herkes çizdiği resmi göstermiştir. Uygulama sonunda yönergeler tek bir kişiden ve herkese aynı şekilde verilse de herkesin farklı resimler yaptığı söylenmiştir.
-
- Kimimiz ev yaparken bacasında dumanını tüttürürken, kiminiz dağ da karlar bile çizdi. Kiminiz ağacı uzun, kiminiz kısa hatta bazılarınız ağaca meyve bile çizdi. Aile çizerken kiminiz yan yana olan kişiler kiminiz ayrı ayrı çizdiniz. İşte biz de iletişim kurarken bazen duyduklarımıza eklemeler ve çıkarmalar yaparız. Olaylara belli anlamlar yükler ve değiştiririz. Bu bazen bizim geçmiş deneyimlerimizle bazen de kişisel algılarımızla alakalıdır. Bir bilgiyi alırken zihnimizde bazı filtrelerden geçirir ve öyle yorumlarız. Mevlana’nın dediği gibi “ Ne söylersen söyle, senin söylediğin karşındakinin anladığı kadardır.” Kimsenin geçmiş yaşantısını, ne düşündüğünü, nasıl algıladığını bilemeyiz. Bu sebeple karşımızdaki insanın iç dünyasını anlamadan kendimizi anlatıyor olmak, ondan değişim beklemek bizi yoran bir sürece sokar. Bunu bilerek iletişim kurarken güçlü olan taraf olmak istiyorsak sadece kendi davranış ve düşünce sistemimizi değiştirebildiğimizi unutmamalıyız.



